24 Haziran 2011 Cuma

Amerika'ya ilk geldigim yillarda...(1)

Kulaklari cinlasin, ortaokulda bir ogretmenimiz vardi. Bir cok sozune, "Istanbul'a ilk geldigim yillardaa" der ve baslardi anlatmaya. Artik sene sonuna dogru, sinifcak, bizler sozunun devamini getirir, "evet hocam, Istanbul'a ilk geldiginiz yillardaaaa..." der olmustuk:)

Ben de sevgili hocamin anisina, Amerika'ya ilk geldigim yillari, yazi dizisi haline donustureyim de, ilerde bir gun, google arama motoruna " Amerikaya giderken yanimda goturulecekler " yazip blogumuzu bulanlara, yardim olsun dedim:)

Ve basladim anlatmaya.

Efendim, yeni evlenmisim...Cicegim, celengim burnumda henuz. Korpecigim. Uzerimde bir dirhem yag yok:)) Oyle bi guzelim, oyle bi guzelim ki, sormayin gitsin:)) Beni ne muhendisler istemis de, ben hemencik varmisim:)

Esim biz evlenmeden 1 yil once ayak basmis bu torpaklara:)
Doktora'ya baslamis.
1 yil sonunda, dugunumuz olmus. 2 hafta sonra da, balayina gelir gibi, almisim elime pasaportumu, dusmusum kocacigimin pesine, gelmisim Ataturk havaalanina...

Bizim evin kapisinin onunde, babamin gobegine sarildigimi hatirliyorum. Onun gozunden bi iki damla goz yasinin aktigini...Annem zaten salye sumuk, ablalarim, yegenlerim...Ben cok aglamiyorum ama. Bu devirde koca bulmak kolay mi? Armudun sapi, uzumun copu! Bulmusum da bulanayim mi. Ama yalandan suzuluyorum; "Hem aglariiim, hem giderim" hesabi:)

4 ekim 2003, pazar. Dun gibi aklimdasin 4 ekim!
Salye sumuk ayrilirken ailemden, esim tutuyor ellerimi. Tabi utaniyorum, onlarin yaninda tutamiyorum ellerini. Azcik ilerleyince, ucaga giris kapisina yaklasinca, yapisiyorum ona suluk gibi:)
Derken, polise benzer kadinlardan biri, durduruyor beni, ucaga binis kapisinin onundeki salon girisinde. Gel buraya gibilerinden cagiriyolar beni yanlarina. Derken, el bagajimi acip, didik didik ediyolar. Icinden, kahvalti setim cikiyor. Hani tahta alti, icinde 5 tane kucuk kare kasesi olan. Kadin guluyor. Uyuz, niye guluyon? Neyle edicez kahvaltimizi diyorum icimden.
Derken havlularim cikiyor cantanin etrafindan..."Amerika da havlu yok mu" diyor bana. Allahim, sizce sakami yapiyor, beni mi kucumsuyor anlamiyorum. Kesin diyorum, Amerika'ya gelemiyorsun, kapisinda bekcilik ediyorsun iste, ukala dumbelegi. Cekeme insallah diyorum icimden. Havlularima sarip kahvalti setimi, oturuyorum ucaga karsi.
Ve o yaziyi goruyorum;
"AKBANK ".

Turk ucaginin durdugu yerde, dikkat ettiniz mi? Bunu beynime kazidigmi o an farketmiyorum, ta ki, 2008 de ayni yere ayak basana kadar
"AKBANK"...

Ve ucaktan iceri giriyoruz.
Icimde buruk bir aci, ailemden ayrilmisligin verdigi. Bi yandan da, icimde pir pir atan bir kalb! Yeni bir yere gidiyor olmanin verdigi. Ucaga biner binmez, Amerika'ya gore saatimi ayarlamalar falan:) (koca delisi oldugumdan degil canim, zamana ayak uydurma babindan:))
Hemen hesabimi yapip, 7 asagi, 7 yukari saatimi kuruyorum.

Derken yasli yasli, uniformali teyzeler sariyor etrafimizi. Once, saglik gorevlisi bunlar herhalde diyorum. Yasli basli, oturakli kadinlar...
Ellerinde iceceklerle servise basladiklarinda, bu teyzelerin, aslinda hostes olduguna gozlerimi inanadiramiyorum, kendimi sapa oturmus gibi hissediyorum.
Iste, hayallerimin yikildigi, ilk an! Bunu da kaziyorum beynime:)

Ama benim hayallerimdeki hostesler, ince uzun, manken yavrusu hatunlar degil miydi diyorum? Sonra, oh ne guzel, iyiki de boyleler diyip, kis kis guluyorum icimden:)Oyle ya, yanimda kocam, gencim guzelim ama, kiskancim da ayni zamanda:)

11 saat ucak yolculugunda, beles diye, dunyanin gazozunu, meyve suyunu iciyorum:) Oh, yarasin:)

Ve ucagimiz New york'a iniyor. Kapilardan girip cikiyoruz. Her yer insan dolu! Farkli insanlar..Gercekten, farklilar! Hepsi birbirinden farkli. Bin cesit insan..."Koyden indim sehre" oluyorum, bakakaliyorum...
Isin ilginci, surekli guluyor buluyorum insanlari. Bana selam veriyorlar...Yabanci oldugumu anladilar herhal diyorum. Turist sayilirim dicem ama, kim yerli ki burda, anlasilmiyor ki.
Bu saskinlik icinde, gorevli benden ayakkabimi cikartmami istiyor. Esim cikart cilkart diyor, saskinligimi anlamis olacak ki...sasirarak bakiyorum, niyeki diyorum:) Hakkaten niye ayakkabilarimizi cikartiyoruz biz? Ayagi kokanlari almiyolar mi sinir kapisindan:)

Derken, bizim sehrimize adim atiyoruz. Donme dolabin icinden, valizlerimizi cikartiyoruz can- hiras. Ve arkadadan bi ses"welcome" yerine "hosgeldiniz" demez mi?...

Esimin iki arkadasi bizi karsilamaya gelmis. Vakti zamaninda valiz kapasitesi 2'serden 35'er kilo oldugu icin, kalabalik gelmisler:)

Hemen atiyolar valizlerimizi arabalarina. Vaaaay diyorum, zengin bunlar, arabalarina da bi bak.
Simdi anliyorum, meger cok fakirlermis, arabalari da eski, isiticisi sogutucusu calismayan, ucuz iki arabaymis:)
Biri diyor, hanimlar bu aksam bizdeler, esyalarinizi birakin, bize gecelim. Ve geciyoruz.

Icinde bizim evimizin de bulundugu, siteye giriyoruz. Her yer yesil, yemyesil. Cicek bahcesi gibi.

Arkadasin evinin kapisindan girince, sasiriyorum gordugum manzara karsisinda...

3 yorum:

Esra dedi ki...

Devamini merakla bekliyorum:)

öz'üm dedi ki...

yani en heyecanlı kısmında yarım kalmış..flas flaş flaş acaba o evde ne gördü?

fevkalade dedi ki...

Esra'cim,

Devami gelecek.
Bu arada, kizinin yeni yasi kutlu olsun...

Ozum,
Flasi patlattim:)

Related Posts with Thumbnails